Yenilik kavramı, patent uygulamaları anlamında ele alındığında, sanayiye uygulanabilirlik ve bir buluş basamağını içermek ölçütleri ile birlikte, patent korumasının ön koşuludur. Bir buluş bu üç önemli ölçütün birlikte varlığı halinde patent verilerek korunabilecektir.
Yaratıcılık ise, aynı kapsamda yorumlandığı zaman, yeni, sanayiye uygulanabilir ve bir buluş basamağını içeren yeni buluşları oluşturulabilmek eylemidir.
Yenilik ve yaratıcılık kavramları ile İngilizcesi “original” olan ve “taklit olmayan” anlamındaki “özgün” kavramı birlikte değerlendirildiğinde, yaratıcılık eyleminde oluşturulan yeni ürünler bir başka anlam kazanmaktadır. Yaratıcılık eyleminde oluşturulan yeni ürünler, “yeni/özgün”, “kaliteli”, “çevreye zarar vermeyen”, “ekonomik”, vb. niteliklerde oldukları zaman, işletmelere rekabet gücü kazandırabilecektir.
İnsanın zekâsını kullanarak geliştirdiği yeni fikirler, fikir aşamasında korunmaz. Fikirler bir fikir ürünü olarak ifade edildikleri zaman koruma başlar. İfade edilen fikirler, ifade biçimlerine göre; eserler, buluşlar, tasarımlar, markalar, coğrafi işaretler, vb. farklı adlarla adlandırılır. Her bir fikir ürünü farklı yasal düzenleme hükümlerine göre korunur. Örneğin yeni buluşlar, Patent veya Faydalı Model Belgeleri; tasarımlar, Tasarım Tescil Belgesi ile korunurken; bilgisayar yazılımları, eser olarak Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında bir belgeye gerek olmadan doğal olarak korunur.
Piyasa değerleri içinde yer alan “maddi mallar” ve “maddi olmayan mallar” arasındaki orantı, yirmi birinci yüzyıla girerken değişmiş; piyasa değerleri içindeki oranı 1982 yılında %38 olan “maddi olmayan mallar” 1992 yılında %62 ve 2002 yılında %82, 2004 yılında ise %90 oranına ulaşmıştır. Bu konuda yeni istatistikler ise henüz yayınlanmamıştır.
Tablo
Growing Importance of Intangible Assets in Market Valuation
(Piyasa Değerlerinde Maddi Olmayan Varlıkların Önemli Gelişimi)
| Market Value
——– Piyasa Değeri |
Tangible Assets
——- Maddi Varlıklar |
62% | 38% | 18% | 10% |
| Intangible Assets
——- Maddi Olmayan Varlıklar |
38% | 62% | 82% | 90% | |
| Years
—— Yıllar |
1982 | 1992 | 2002 | 2004 |
Average for Standard & Poors 500 Companies
Kaynak: İnovasyonun Doğası ve Değişim Piyasa Değeri
Ulusal İnovasyon Girişimi Çalıştayı, 1 Ekim 2005 – İstanbul
Doç. Dr. Cemil ARIKAN – Prof. Dr. Gündüz ULUSOY
Yukarıda belirtilen gelişim fikir ürünlerinin öneminin fark edilmesi ile buna ilişkin bir yönetimin olması bilincini gündeme getirmiştir. Rekabet gücü kazandıracak fikir ürünlerinin oluşturulması ve korunması nasıl bir yapı içinde planlanacak ve yürütülecektir? Rekabet gücü yüksek işletmelerin uygulamaları incelendiğinde, birbirinden fazla farklı olmayan yöntemler uygulandığı, yenilik ve yaratıcılık eylemlerinin araştırma ve teknoloji geliştirme (ARGE) faaliyetine dayalı bir temele oturtulduğu gözlemlenebilir.
ARGE faaliyeti işletmeler için ne derece önemli ise, ARGE faaliyeti sonucu ortaya çıkan yeni ürünlerin korunması da o derecede önemlidir. ARGE faaliyeti sonucunda oluşturulan yeni ürünler olan buluşlar ve endüstriyel tasarımlar bir işletmenin Piyasa Değeri’ni doğrudan etkileyen unsurlardır. Piyasa Değerleri sıralamasında ilk sıralarda yer alan işletmelerin, yıllık ARGE harcamalarının da yüksek olduğu, en çok patent alan işletmeler sıralamasında da ön sıralarda oldukları görülür. Bu işletmelerin teknolojiyi yaratan ve yöneten işletmeler oldukları da bilinmektedir.
İyi planlanmış araştırma ve teknoloji geliştirme faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan yeni ürünlerin pazara sunulması, bu ürünler için tasarlanacak, ürünün niteliğine göre, üç boyutlu ya da iki boyutlu yeni görünümler (özgün tasarımlar – original appearance/design) gerektirir. Yeni ürünlerin geliştirilmesinin maliyetinin işletmelere geri dönüşünde yeni buluşlar ile birlikte, yeni tasarımlar da önemli rol oynar. Yeni buluşların tamamlayıcısı, onların başarısının anahtarı endüstriyel tasarımlardır.
Yeni buluşlar ve özgün tasarımlar ürünleri oluşturur ve biçimlendirir. Ancak bu yeni ürünleri tüketiciye sunmak ve satabilmek için, öteki benzer ürünlerden ayırt edilmesini sağlayacak bir tanıtım aracına gereksinim vardır. İşletmeler için önemli bir unsur olan bu ayırt edici işaret markalardır. Marka için “bir işletmenin parmak izidir” denilebilir. Marka bir işletmenin tüm varlıklarının temsil eden, tanıtan bir işarettir. Fabrika arazisi, fabrika binaları, makineleri dahil bir işletmenin bütün alt yapısı yalnız bir sözcük veya işaret olan marka ile temsil edilir. Marka tüketiciye ürünün kaynağını gösterir, bir kalite simgesi ve reklam aracıdır. Kişiye satın almak istediği bir ürünü özgürce seçmek olanağı sağlar.
Yeni bir buluşa göre üretilerek pazara sunulacak bir ürün, özgün bir tasarımı ve ayırt edici bir işareti içerebilir. Bu ürünün kullanım kılavuzu, garanti belgesi, bakım ve onarım adresleri listesi gibi gereklerin, bir başka işletme tarafından üretilen ürünlerin gereklerinden farklı olması ve birer eser niteliğinde olan bu gereklerin de özgün olmaları zorunludur. Üreticilerin ya da ticaret yapan işletmelerin, Fikir ve Sanat Eserleri konusunda da plan ve çalışma yapmaları zorunludur.
Yirmi birinci yüzyıla adını veren bilgi çağının vazgeçilemez unsurlarından olan bilgisayar yazılımları, üretim ve ticaretin her alanına girmiştir. Eser olarak korunan bilgisayar yazılımlarının işletme bünyesinde geliştirilmesi, sipariş yoluyla başkalarına yaptırılması veya hazır yazılımların izin alınarak kullanılması sırasında, önceden önemsenmeyen, ancak sonradan çok önemli denilebilecek, yazılımda değişiklik yapılamaması vb. sorunlar ortaya çıkabilmektedir.
İşletmelerin en önemli unsurları arasında sayılabilecek bir önemli konu da, deneyimle kazanılan bilgi birikimleridir. Genel olarak “Gizli Bilgiler” veya “Ticaret Sırları” olarak adlandırılan bu konu, işletmelerin verimliliğini etkilemektedir. Bu tür bilgiler, buluşlar kadar önemli olup, Know-How Anlaşmaları ile gizli reçeteler halinde pazarlanmakta, işletmelerin rekabet gücünü doğrudan etkilemektedir.
Ürün üreten ve/veya satışını yapan işletmeler rekabet koşullarının gereği olan fikir ürünlerinin korunması konusunda duyarlı olmak zorundadır. Bu nedenle, özellikle işletmelerin;
Yönetim ([1]),
Satın Alma,
Araştırma-Geliştirme
Ürün-Geliştirme
Üretim
Satış-Pazarlama
bölümlerine Fikri Haklar ile ilgili yasal düzenlemeleri izleme ve uygulama sorumluluğu da yüklenmelidir.
Fikri Hakların izinsiz kullanımı, işletme faaliyetlerinin durdurulmasına, işletmenin yüksek tazminat ödemesine ve ayrıca yöneticilerin hapis cezası almalarına yol açabilecek yaptırımlara neden olabilecektir. (Kaynak:22.06.2004 tarih ve 5194 sayılı Kanun)
İşletmeler, Fikri Haklar alanında strateji ve politikalarını saptamalı, işletme çalışanlarına ve işbirliği yaptığı işletmelere duyurmalı, bunların uygulanmasına ve denetimine yönelik olarak, yöneticiler ile her işletme bünyesinde oluşturulacak fikri haklar birimi elemanları eğitilmelidir.
Belirlenen strateji ve politikaların işletmeler tarafından uygulanmasını ve denetimini sağlamak bakımından aşağıdakiler yapılabilir:
- İşletme bünyesinde “Fikri Haklar Birimi” oluşturulması ([2])
- İşletme bünyesinde sorumluların belirlenmesi ve atanması
- Atanan personele “Fikri Haklar Eğitimi” sağlanması
- Uygulanacak kuralların belirlenmesi
- Bütçe hazırlanması
- Bilgisayar destekli kayıt sistemi oluşturulması
- Tüm işlemlerde yazılı kuralların geçerliliğinin sağlanması
- Üçüncü kişiler ve kuruluşlarla ilişkilerde, iş ve işlemler öncesinde, sözleşmelerin yapılması
İşletmeler bünyesinde oluşturulacak fikri haklar birimleri tarafından;
- Fikri haklar alanında yürütülecek faaliyetlerin nasıl ve hangi sıraya göre yapılacağı,
- Kayıtların nasıl ve hangi ortamda tutulacağı,
- Özel bilgi ve deneyim gerektiren işlerde ve hizmetlerde hangi kişilerle ve hangi kurallara göre çalışılacağı,
- Satın alınacak hizmetlerin bedellerinin nasıl ödeneceği,
- Rakiplerin faaliyetlerinin ve sınai haklar alanında almak istedikleri veya aldıkları belgelerin nasıl izleneceği,
- Haksız rekabet yaratacak faaliyetlerden nasıl kaçınılacağı ve haksız rekabet yapanlarla, gerek kişisel, gerekse meslek kuruluşları ve sivil toplum örgütleri ile birlikte, nasıl mücadele edileceği
vb. yazılı kurallar belirlenmelidir.
([1]) (İşletmelerde Fikri Haklar Eğitimi’ne Yöneticilerin doğrudan katılmaması sonucu olumsuz etkilemektedir. Fikir ürünlerinin uygulanmasında karar veren yöneticilerin bu konuda eğitim almaları zorunludur.)
([2]) (Bu birim işletmenin büyüklüğüne göre, bir veya birkaç kişiden oluşabileceği gibi, birim, bölüm vb. yapıda da olabilir.)
Kasım 24th, 2010
"Yenilik,Yaratıcılık ve Fikri Haklar Yönetimi" için 6 Yorum
fikri bir ürün yani buluş ortaya çıktı patent başvurusu yapıldı ancak patent verilmedi 12 ay geçti yenilik durumu devam etmez deniyor ayrıca patent de verilmedigi için firmalar bu ürünü kullanabilirler mi burda buluş sahibini ne korur buluş sahibi kitap yazarsa içindeki buluşun kullanımını önleyebilir mi yurt dışında nasıl korunacak…
buluşun sahibi buluşu bulandır fakat patent verilmedi ama buluşu kullanılıyor ne yapması gerekir
kamuya acıklanmış olması buluşu yapan için bir koruma saglamalıdır kaldıki patent başvurusu ile kamuya açıklanmış olunuyor patent verilmese dahi firmaların kullanması önlenmelidir aksi durumda buluş sahibi maduriyeti nasıl önlenebilir…..
Kazım Bey iyi günler
spamlerin çokluğu nedeniyle mesajlara bakamamıştım. Sorunuzu aşağıda yanıtlıyorum.
Buluşlara patent verilmesinin ölçütlerinden biri yeniliktir. Yenilik, tekniğin bilinen durumu ile açıklanmıştır.
MADDE 7 – Tekniğin bilinen durumuna dahil olmayan buluş yenidir.
Tekniğin bilinen durumu, patent başvurusunun yapıldığı tarihten önce, buluş konusunda dünyanın herhangi bir yerinde toplumca erişilebilir yazılı veya sözlü tanıtım, kullanım veya bir başka yolla açıklanan bilgilerden oluşur.
Buluşu yapan eğer patent başvurusu tarihinden önce buluşu açıklar veya kullanırsa yenilik ortadan kalkar.
Türkiye, Amerika ve bazı ülkelerde hoşgörü süresi olarak (Grace Period) bilinen bir kurala göre başvuru tarihinden önceki 12 ay içinde yapılan açıklamalar buluş yeniliğini etkilemez. ankarapatent.com adresindeki ebulten ekim sayısında bu konuda bir makale yayınlandı.
M. Kaan Dericioğlu
Kazım Bey iyi günler
Buluşu bulan buluşun sahibidir. Buluş sahipliği devir edilemez bir haktır. Ancak koruma patent sahibine tanınır. Kullanımdan başlayan 12 ay geçmiş ise, artık patent başvuru yapılmaması gerekir. Yenilik ölçütüne aykırılık oluşmuştur. Ancak,
Haksız Rekabet hükümlerine göre, pazara sürülmüş özgün bir ürünün başkaları tarafından iltibas yaratacak benzerlerinin üretilmesi dava açılarak önlemek mümkün olabilir.
M. Kaan Dericioğlu
Kazım Bey iyi günler
Başvuru tarihinden önce açıklanmış veya kullanılmış buluşu herkes serbestçe kullanabilir. Bir önceki mesajımda belirttiğim gibi patent başvurusu yapılmayan buluşun kullanımı serbesttir. Ancak haksız rekabet yaratmaması gerekir. Kitap vb materyal içindeki eserler izinsiz çoğaltılmaya karşı fikir ve sanat eserleri kanununa göre korunur. Kitap içindeki buluşu açıklayan bilgilerde eserdir. Buluşlar patent alındığı ülkede korunur. Korunmak istenen ülkede patent başvurusu yapmak gerekir. Türkiye’de başvuru yaptıktan sonra 12 ay içinde diğer ülkelere de rüçhan haklı başvuru yapılabilir. kaandericioglu.com da boğaziçi üniversitesi seminer sunusunda bu konuda bilgi var. M. Kaan Dericioğlu
Yorum Yap,Fikrini Paylaş!