Buluş yapanın dört davranış seçeneği olduğu söylenebilir;

1. Buluşu açıklamaz ve uygulamaz
2. Buluşu açıklar ve uygular, herkese serbest bırakır
3. Önce patent başvurusu yapar, daha sonra açıklar ve uygular ya da bir başka kişinin uygulaması için lisans sözleşmesi yaparak izin verir
4. Buluşu açıklamaz, gizli tutarak ticaret sırrı olarak saklar ve uygular ya da bir başka kişinin uygulaması için gizlilik sözleşmesi yaparak izin verir

Birinci seçenek, buluşun toplum yararına kullanılamaması anlamına gelir.

İkinci seçenek, buluşu herkes serbestçe kullanabilir anlamındadır. Buluş sahibi kendisine tanınan kişiye özel hakkı kullanmaz.

Üçüncü seçenek, yasalarla buluş yapana tanınan kişiye özel hakkın (Münhasır Hak – Exclusive Right)  kullanımı anlamındadır. Buluş iddiası, araştırılacak-incelenecek ve eğer patent verilebilirlik ölçütlerini karşılıyorsa patent verilerek korunacaktır. Alınacak patent konusu buluşu, buluş sahibi kendisi kullanabilir ya da bir başka kişiye lisans sözleşmesi yaparak kullanım izni verir.

Dördüncü seçenek,  buluş üçüncü kişilere açıklanmaz, gizli tutulur. Buluş sahibi isterse buluşu kendisi kullanır ve uygular ya da isterse buluşun kullanımı ve uygulanması için bir başka kişiye, ticaret sırları kapsamında gizlilik sözleşmesi ile izin verir.

Buluşçunun buluşun yapılması için harcadığı “emek, zaman ve para” ilk iki seçenekte kendisine geri dönemez.  Üçüncü ve dördüncü seçenekler ise, patentle ya da ticaret sırrı olarak korunan buluşun teknik alandaki başarısına ya da sağladığı rekabet gücüne paralel olarak buluşçuya ekonomik getiri sağlar.

Üçüncü ve dördüncü seçenekler arasındaki en önemli fark, patentte buluşun açıklanmasına karşın ticaret sırrında buluşun açıklanmamasıdır.  Bu fark ticaret sırlarında herhangi bir nedenle açıklama yapıldığında korumanın sona ermesine neden olacağı için önemlidir. Üründen geriye mühendislik ile anlaşılabilen bir buluş doğal olarak da korunamayacaktır.  Bu olay, patent başvurusu yerine ticaret sırrı olarak korumayı tercih etmesi nedeni buluşçu için risk oluşturur.

Bir hizmet ilişkisi kapsamında çalışanların buluşları için, yukarıdaki seçeneklerin bir istisnası söz konusudur.  Bir hizmet ilişkisi kapsamında çalışanlar buluş yaptıkları zaman işverene bildirmek zorundadır. İşveren söz konusu buluş üzerinde yasal olarak hak talep ettiği zaman, buluşa ilişkin tüm haklar işverene geçer. Dolayısıyla çalışan yukarıdaki seçenekleri kullanamaz. Eğer işveren bildirilen buluşu çalışana serbest bırakırsa, çalışan söz konusu seçenekleri özgürce kullanabilir.

Buluş yapanların korunmasının ana amacı, buluş yapanlarla buluş yapmayanlar arasındaki dengenin sağlanması ve buluş yapmak faaliyetinin özendirilmesidir. Ancak, buluşu yapan ile toplum arasında da bir denge kurulması gerektiği için, buluşların patent verilerek korunması belirli (patent koruması genellikle 20 yıl koruma sağlar) sürelerle sınırlandırılmıştır. Bu süreler geçtikten sonra buluş toplumun malı olacak ve eğer 20 yıl geçmesine rağmen bir katma değer kazandırıyor ise,  herkes tarafından serbestçe kullanılabilecektir.

Ankara, 2010